Öğrendiklerimiz

20.01.2020 | AA Kurumsal Gelişim

Zekası Fazla Geldiği İçin Örgütlenemeyen Yurdum İnsanı...

Zeki olduğunu düşünen bireylerden oluşan toplum iyi midir gerçekten? Zekanın zararı olabilir mi insan veya toplum hayatına?

“Akıllar pazara çıkmış, herkes gidip kendisininkini almış”

Halbuki orada Atatürk’ün, Einstein’ın, Mozart’ın, Dali’nin, Gaudi’nin falan akılları satışa sunuluyor teoride... Ya da yaşayanları da katalım; ordinaryus profesörlerin, mucitlerin, Nobel ödüllü bilim adamlarının, en sevdiğiniz politikacının, vesairenin... Gidip alsana onlardan birini, zeka küpü olarak yaşasana geri kalan hayatında?! Yok! İlle de kendi aklını beğenir herkes, tezgahtan ben gidip Baler aklını seçerim, siz de gidip kendinizinkini... öyle değil mi?

Küçüklüğümden beri annemin favori laflarından biridir bu, çok sık kullanır. Elbette anneme ait değil ama ona ait diyebileceğim kadar çok kullandı sağolsun. Bu da bize onun şu hayatta ne kadar fazla miktarda akıllı insana maruz kaldığını gösteriyor. Türkiye’de yaşıyoruz ve hepimiz “yaşasın” ki çok akıllıyız!

Keşke bu kadar akıllı olmasak. Cidden! Keşke her koyulan kuralı sorgulamasak da, bazılarına bize uymasa da uysak. “Geçerim tabii, kırmızı mırmızı, kimse yok ki?” demesek. Keşke bir miktar da her şeyin en iyisini biz bilmesek, bir veya iki dinleyici bulduğumuz her ortamda vatanı kurtaran fikirler bizden çıkmasa. Bütün bu dediklerimizi yapabiliyorsak bari gidip vatanı bildiğimiz şekilde kurtarsak, ama o da yok! Hep laf, hep laf, icraata gelince yazıyla “sıfır”... çünkü çok akıllıyız ve bunu herkese ispatlamak istiyoruz. İlk eylemlerimiz de koyulan kurala itiraz etmek, önerilen fikrin daha iyisini bulmak oluyor bu yüzden.

Bir Amerikalı arkadaşım seneler önce demişti ki “İnanılmaz enerjik ve çalışkan bir toplumsunuz, müthiş potansiyeliniz var, son derece girişimcisiniz ama sürekli kaos var sizde. Bizde 50 tane Harvard, Yale, Princeton vb. mezunu 250 milyonu rahatlıkla yönetiyor ama sizin 70 milyonu 700 kişi yönetemez”. Şimdi bu cümle üzerine gizliden gizliye gururlananlar parmak kaldırsın lütfen. “Eh tabii, biz onlar gibi saf değiliz, önümüze her konulanı yemiyoruz, yemezler diyoruz, kanmıyoruz” dediniz değil mi? Yaklaşık olarak bunu diyorum ben de... Siz hep daha iyisini yapabileceğiniz için ve maalesef sizin yanınızdaki de aynen bu şekilde düşündüğü için 5 kişilik en basit sistem, örgütlenme bile işlemiyor Türkiye’de. Halbuki kağıt üzerinde kusursuzdur belki o plan ama düğmeye basınca çalışmaz bir türlü. Hiçbir konu için örgütlenemez Türkiye bu yüzden. Kroniktir bu... geçer mi, ya da nasıl geçer bilemiyorum... o kadar akıllı değilim ben!

Makina mühendisi iki arkadaşımın planlarını sıfırdan çizdiği, basınçlı hava ile toz malzeme taşıyan mekanik/pnömatik bir cihazın sanayi sitesinde bir ustaya yaptırılma sürecine şahit olmuştum. Usta senelerin ustası, torna – tesviye – freze, her şeye vakıf; resmen sanatkar! Lakin genç gördüğü çocukların çizimine yorum katmış ve üretirken daha rahat taşınsın diye cihazdaki kulpun tekinin yerini ve açısını değiştirmiş. O zaman da cihazın temel kapakçıklarından birinin açılmasını engellemiş o kulp! Bakar mısınız? Tamamen iyi niyetli bir hata yüzünden çöp olan alet ve kaybedilen ciddi miktarda para... yine “daha akıllı” olmak yüzünden. “Ah çocuklar, böyle olursa rahat olmaz ki taşıması, durun ben size bir güzellik yapayım” demiş belli ki, ama taşımaya gerek kalmamış, çünkü alet artık çalışmaz olmuş. Hiçbir kurala, çizime, talimata uymak istemeyen Türk toplumuna güler misin, ağlar mısın...

Türkiye’de marketteki kasiyere 6 lira tutan bir alım için 10 liralık banknot ve 1 lira madeni para verirseniz size teşekkür eder ve 5 liralık banknot verir geri. Yüzünüze bile bakmaz, bakarsa da en çok tebessüm eder. Lakin Avrupa’da ne olur? Kasiyer suratınıza bön bön bakar ve 1 Euro’yu elinin tersiyle iter, üzerine 4 Euro daha bozuk para verir ve içinden “ne insanlar var, verdiği para zaten fiyattan daha yüksek, bunu bile hesaplayamıyor, yazık” der. Gel de açıkla... uğraşmazsınız, şıngır şıngır cebinizle uzaklaşırsınız oradan.

Evet, bu tür örneklerde çok mutlu olur insan, pratik zekamız, espri zekamız falan hep tavan yapar ortamlarda, doğrudur. Ancak toplumsal bir hareket için, sivil toplum kuruluşlarında örgütlenmek, faydalı bir şeyler yapmak için "hadi" dediğinizde bizi batıran işte bu zeka faktörü olur. Hiçbir lider adayının dediğini örgütteki hiçbir Türk beğenmez, çünkü mutlaka daha iyi bir fikri olur keratanın. Sonra bölünmeler başlar, birlikten kuvvet doğacakken zekamız yüzünden “böl ve yönet” konulu politikalara vaka çalışması oluruz. Cehennemde bile Türk kazanının başında bir zebani beklemiyormuş değil mi? Birisi kaçmaya çalışırsa diğerleri zaten gitmesin diye ayağından çekiyormuş içeri. Hadi buna aramızda haset kişiler de var diyelim ve geçelim ama bir bakın bakalım etrafınıza fazla bireysel zeka yüzünden günlük hayatta hangi toplu fırsatlar kaçıyor?

Amerika’da kullanım kılavuzunda yazmıyor diye kedisini mikrodalgada kurutmaya çalışan kadın yüklü miktarda tazminat alabiliyor. Biz bunu okuyunca “yuh artık!” diyoruz, evet haklıyız, bu kadar da olmaz!... ama sonra “ben akılsız mıyım yahu?” diyerek hiçbir aletin kullanma kılavuzunu okumuyor, kim bilir ne hatalar yapıyoruz.

Amerikan işlerinde her talimat “keep it simple, stupid” felsefesine göre hazırlanıyor. Yani “en ahmaklar bile anlasın okuyunca, geri kalanlar zaten anlar” deniyor. O kadar basit, adım adım anlatılıyor ve ona göre yapılıyor ki, söz konusu işi yapan kişi ortasında bıraksa ve başka biri devralsa aynen kaldığı yerden devam ediyor iş, hiçbir aksama olmuyor. Bizde ne oluyor? Ahmet’in yerine gelen Mehmet işin yapılış şekline yorum katıyor. Çok akıllı ya... o bakımdan. Sonra yandı gülüm keten helva durumu oluyor. O durumdan da parlak zekası ile bir kaçış yolu buluyor. Akşam eve giderken ne diyor peki?

“Yaşasın!... iyi ki çok akıllıyım, ne biçim yırttım durumdan”

Zeki olduğunu düşünen bireylerden oluşan toplum iyi midir gerçekten? Konunun takdirini ve yorumunu size bırakıyorum.

Ömer Baler Eskibatman

AA Kurumsal Gelişim Hizmetleri A.Ş.
Esentepe Mh. Milangaz Cd. No:77 Vizyon Kartal
A2 Blok Kat: 28 D200
Kartal / İSTANBUL
+90 216 517 71 71
info@aagelisim.com.tr

© AA Kurumsal Gelişim Hizmetleri A.Ş. - Tüm hakları saklıdır.