Vaka Yöntemi ile Verilen Öğrenme Programları Neden Kalıcı Öğrenme Sağlıyor?

AA Kurumsal Gelişim olarak vaka yönteminin öğrenme sistemlerinde yer almasının önemini her fırsatta vurguluyoruz. Bu konuda yaşadığımız tecrübeler vaka yöntemiyle geliştirilen öğrenme programlarına olan inancımızı daha da artırıyor.

"Vaka Temelli Öğrenme ve Gelişim Sistemi" nin en önemli özelliklerinden biri, teorik bilgileri iş hayatındaki yaşanmışlıklarla örerek katılımcıya iletmesidir. Verdiğimiz öğrenme etkinliklerinde dikkatimizi çeken nokta ülkemiz işletmelerinde gerçekleşen vaka çözümlemelerinde katılımcıların kendilerini vakadaki kişilerle özdeşleştirmesiydi. Bu da hem öğrenmeyi kolaylaştırıyor hem de gelişimi hızlandırıyordu.

Günümüz öğrenme sistemlerinde gelişmeler ve güncellemeler kendini gösterse de yine de ezberci sistemden vazgeçilmiyor ve bu sistemde verilen bilgiler ne yazık ki kalıcı olmuyor. Öte yandan deneyim ile gerçekleştirilen öğretilerin kalıcılığı birçok araştırmada ve kitaplarda sıklıkla yer almaktadır. Artık yaşanmışlıkların örtülü bellekte kalıcı öğrenme sağladığını çokça işitir olduk.

Philip Delves Broughton “Harvard Business School'da Size Ne Öğretirler?”* kitabında vaka yönteminin gerekliliğini anlatan güzel örnekler ele almış, HBS (Harvard Business School)’de geçirdiği iki yıldaki deneyimlerinden ve vaka yönteminin öneminden bahsetmiş. Ayrıca oldukça ufuk açıcı ve düşündürücü bilgilere de yer vermiş.

Kitapta yer alan örnekler vaka yöntemini benimsemenin önemini oldukça güzel ve derinlemesine anlatıyor. Özetle vurguladığı nokta, ezber kalıplardan düşüncelerini oluşturmuş bireyler değil, düşünüp yaratıcı çözümler üreten, “yaparak öğrenmek” felsefesine sahip bireylerin nasıl ortaya çıkacağıdır. Kitaptaki vaka ile ilgili diğer dikkat çeken çarpıcı ayrıntılara gelin birlikte bakalım;
“Tüm HBS müfredatı vaka incelemelerinden, gerçek hayattan alınmış iş yaklaşımlarından oluşuyordu. Her birinde yanıtlamanız istenen soru şuydu: Sen olsan ne yapardın? Bu problemlerin doğru ya da yanlış yanıtları yoktu. Birçok vakada, vaka kahramanlarının attıkları adımlar felaketle sonuçlanıyordu. Önemli olan tek şey, problemler hakkında nasıl düşündüğün; enformasyon kıtlığıyla, belirsizliklerle nasıl başa çıktığındı.”
“Harvard Business School (HBS), öğrenme tekniği olarak Harvard Hukuk Okulunun vaka yöntemini benimsemişti. Sınıflar habersiz sözlüye başlar ve profesör bir gece önce hazırladığımız vakayı tanıtmak için bir öğrenciyi seçerdi. 2 ile 15 dakika arasında süren bu tanıtım öğrenci için asap bozucu bir deneyim olabiliyordu. Habersiz sözlü bittikten sonra herhangi bir öğrenci yorum yapmak için elini kaldırabilirdi. Yorum bir soru, profesörün ya da başka bir öğrencinin söylediği bir şeye yanıt ya da kişinin mevcut problemi açıklığa kavuşturacağını düşündüğü kişisel bir deneyim örneği olabilirdi. Tek şart, yorumun sınıfın bilgisini artırmasıydı.”
“HBS'nin amacı herkesin her şeyi yapmasına imkân vermek değil. Sizi tercihler yapmaya zorlamak. Ne tür tutkularınız var? Peki ya yükümlülükleriniz? Bunlar örtüşüyor mu? Örtüşmüyorsa birini ya da diğerini değiştirmek için neler yapmalısınız? İstediğinizi almak için zamanınızı nasıl harcamalısınız?”
“Farklı hocalar da hukuk fakültesinin vaka çalışmasına dayalı öğretim yöntemini benimsemeye karar vermişti. Öğrenciler, profesörlerin yaptıkları konuşmaları dinlemek yerine, işi gerçek olayları analiz ederek ve bunları sınıfta tartışarak öğreneceklerdi. Bu uygulamadan kariyerleri boyunca uygulayacakları genel ilkeleri türeteceklerdi. Bu yöntem “yaparak öğrenmek” olarak biliniyordu ve bugüne kadar aynen korundu.”
“İşletmecilik pek çok düzeyde karakter, sezgi, önsezi, iş liderliği ve arı bir sağduyu gerektiren, daha çok insanın özü ile ilgili bir yol seçimidir. Çerçeveler, hesap tabloları ve akademik tezler sıranın en sonunda yer alırlar. Bunlar çok daha büyük bir sahnenin ufak tefek dayanak noktalarıdır. Bu yüzden pek çok kişi işletmecilik öğretilemez, ancak deneyerek öğrenilir der.”
“Size bu okulda öğretilmeyen şeyler, insanları nasıl okuyabileceğiniz ve edindiğiniz bilgiyi istediğinizi elde etmek için nasıl kullanacağınız gibi aslında öğretilmesi mümkün olmayan şeylerdir.”
“Bugün kendi operasyonumu yönetirken, devamlı eski vakalara geri dönüyorum. Okulda iş yaşamı ile ilgili çok sayıda durum incelemiş olmamızın değeri tartışılmaz. Şimdi CEO’luk yaparken, böyle bir olay o örneklerdeki baş oyuncuların da başına gelmişti diye düşünüyorum. İş hayatına o kadar daldık ki, artık iş gözüme bir roket bilimi gibi gözükmüyor. Bütün mesele doğru yaklaşımı bulmakta. İşin üzerindeki örtü kalkmış durumda. Pratik bilgilerin çoğunu unutup gidiyorsun zaten. Modelleri istediğin ders kitabında bulursun nasıl olsa. Ama işin sırrı, o vakaları incelemekte ve başkalarının görüşlerini dinlemekteymiş.”
“Aynı zamanda çok seçenekli karar alma yaklaşımın önemine kanaat getirdim. İncelediğimiz her vakada farklı alternatifler üretip tek bir karar almak zorundaydık. Önce sezgilerinize güvenerek yola çıkıyordunuz, ardından mümkün olduğunca derine inerek, ne yapmak gerektiğini, aralarından birine karar vermek için ne gibi kanıtlar gerektiğini sorguluyordunuz, ancak ondan sonra bir eylem hattı belirliyordunuz. Bazı vakaların beynimden hala silinmemiş olmasına hayret ediyorum.”
Philip Delves Broughton’ın kitabında HBS’ye ilişkin ilginç önerilerinden birkaçı da şöyledir;
“İlk önce, iş deneyimi olmayan profesörleri girişimcilik dersine sokmazdım. Eleştirenler, geleneksel MBA'yı pratik iş becerilerinden çok akademik bir öğrenme sistemi uygulamakla suçluyorlar. Ya da sınıf arkadaşlarımdan birinin deyişiyle bizim aşçıbaşılıktan çok elinde kör bir bıçakla her zaman eleştirmeye hazır bekleyen lezzet uzmanları olarak yetiştirildiğimizi söylüyorlar. Fakat ben kişisel deneyimimden yola çıkarak, HBS vaka yönteminin, iş adamlarının sık sık okula gelmesinin ve iki ders yılında işletmeler ve sektörlerle ilgili raporlar yazmamızın akademik öğrenme ile pratik arasında iyi bir denge oluşturduğunu söyleyebilirim. HBS’nin dünyada bir fark yaratacak iş lideri yetiştirme misyonundaki yaklaşımı, dünyanın ihtiyacı olan iş liderliği türünün esas işi değerli kıldığını varsayıyor.”

Sonuç olarak;

Vakalar ile hazırlanan gelişim programlarında katılımcılar zaman içerisinde ortaya çıkan durumlar karşısında tanımlayabilme, çözümleyebilme ve gerçekçi öneriler sunabilme becerisi kazanır. Zaten yaşam kalitesi ve iş başarısı için gereken de bu değil midir?

Şunu unutmayalım ki teoriyi olay, uygulama ve vakalar ile aktarmak bilgi ve beceri derinliği ve yaşanmışlık gerektirir. Verimlilik ve kalite başarımı günümüzün en önemli stratejik amacıdır. Dolayısıyla, öğrenme ve gelişim faaliyetlerinde harcanan paranın karşılığı olarak kalıcı öğrenme, davranış değişimi, kültürel uyum, beceri gelişimi ve iş sonuçlarına katkı sorgulanmalıdır. Öğrenme raporlarının bu bağlamda hazırlanması istenmelidir. Çünkü harcanacak tek kuruş para bile günümüzde oldukça önemlidir.

Tanımlayabilen ve çözümleyebilen çalışanlar somut öneri getirir ve inisiyatif alır. Gelişmiş bir toplum olmanın yolu vakalara ve uygulamalara dayalı bir öğrenme modeli benimsemekten geçiyor.

Tabii lafta değil özde gelişmiş bir toplum olmak istiyorsak…


Dr. Öğr. Üyesi Ayhan ARTAR


ÖNCEKİ YAZIKendine Ulaşmak Üzerine
SONRAKİ YAZI