Kendine Ulaşmak Üzerine

Hepimiz sabah uyandığımızda yapmak istediklerimiz ve yapılması gerekenlerin ikilemi içinde güne başlarız. Güzel bir günün ilk saatlerinde sevdiklerimizle vakit geçirmek, doğayla bütünleşmek isterken şehir kalabalığı içinde koşuşturduğumuz bir gün olabilir önümüzde. İş tempomuz, yaşadığımız hayat içindeki zorunluluklar ve bu zorunluluğa iten nedenler çevresinde geçer çoğu zaman. Ulaşılması gereken hedefler ve bu hedeflere ulaşmak için gerekli olan maddi zorunluluklar mütemadiyen kafamızda yer eder. Kimi zaman ailemizle mutlu bir hayat geçirmenin zorunlu ihtiyaçlarıdır hedef, bazen bir sağlık sıkıntısının giderleri, bazen yeni bir ev, araba hayali… Her ne olursa olsun çalışmaktır bizi ayakta tutan ve buna rağmen hedefe giden yolda ayağımızdaki bir prangadır da çoğumuz için.

Peki hedeflerin maddiyat değil de deneyim üzerine yapılmasının daha kalıcı mutluluk getirebileceğini biliyor muyuz?

Yapılan araştırmalarda insanların verilen belirli bir miktar parayı kendileri için bir seyahat, küçük bir gezi ya da konser, tiyatro gibi deneyimler yaşamak amacıyla kullandıklarında, kendilerine herhangi bir şey satın almak için kullandıkları zamana göre daha iyi hissettiklerini gösteriyor. Yine farklı pek çok ülkede yapılan araştırmalar da kişilerin parasını bir hayır kurumuna bağışladığında ya da satın alma davranışı dışında etkinlikler için kullandığında daha mutlu olduğunu ortaya koymuş. Kısaca araştırmalar, parayı nasıl kullandığımızın mutluluğumuzda etkili olduğunu söylüyor. Elbette ki yaşamın getirdiği zorlukları bir kenara atıp salt deneyim peşinde yaşamak değildir burada anlatılmak istenen. Bizlere zorunluluk gibi hissettirilen şeyleri düşündüğümüzde, (örneğin daha büyük bir televizyon almak) bunun kalıcı bir varlığı olmasıdır bize tatmin hissini yaratan ve çoktan hazırlamışızdır alınan şeyin zorunluluk haline gelmesini sağlayan nedenleri.

Peki her şeyi bırakıp doğaya ve etkinliklere koşmak çözüm getirir mi?

Şimdi bu sorunun cevabını biraz da olsa Japonların ikigai felsefesinde arayalım. Son zamanlarda ismini sıklıkla işittiğimiz, kitapları yok satan ve yerli, yabancı medyanın da üzerinde çokça durduğu İkigai kelimesi anlam olarak iki kelimenin birleşimini barındırıyor. “İki” hayat, “Gai” de amaç, gaye olarak kullanılıyor. İkigai kısaca; “Hayatın Amacı” anlamına geliyor. İkigai felsefesini en güzel tanımlayan cümle ise “Sabah uyandığınızda sizi yataktan çıkaran şey” olabilir. Japonya’da emeklilik kelimesi yerine İkigai’yi kullanmayı tercih ettikleri biliniyor. Emeklilik yerine hayatı bir amaç doğrultusunda yaşadıkları için İkigai felsefesini hayatlarının merkezine konumlandırmış durumdalar.

Emeklilik çoğumuz için yolun sonunda kavuşulan bitiş noktası ise İkigai kişilerin kendi içerisine yaptığı bitmeyen bir yolculuktur. Aslında kişinin “Sabah yataktan ne için kalkacağım?” düşüncesinin üzerine giderek bunu hayat felsefesi olarak görmesiyle ortaya çıkan bir yaşam biçimidir.

Herkesin kendi içine yaptığı bu yolculuğu arayışı ise; asıl varoluş sebebimizi, nasıl bir kişi olduğumuzu, nasıl bir kişi olmamız gerektiğini yordadığımızda başlar. Bu durumda gerçek bir ikigainiz varsa; stres, kaygı, işten atılma korkusu, psikolojik rahatsızlıklar ve geçim derdi gibi başlıca büyük saydığımız sorunları yaşama olasılığınız azalabilir. Sonuçta daha büyük pencereden baktığımızda da kendinizi bulmanız sağlıklı bir birey olmanızı sağlayacaktır. Zaten sağlıklı kurumsal yapıların böylece oluştuğu aşikardır. Çünkü kurumsal sağlıklı olma kişiden başlar; ekip gelişimi ve kurumsal gelişime uzanan bir yolda ilerler. Kurumsal sağlıklı olma; iş hayatı kalitesi, kültür, iş yapış süreçleri, takım çalışması ve değişim yönetimi becerisi üzerinde de odaklanmayı gerektirir. Kısacası kişiden başlayan dönüşüm dalga etkisiyle kurumun tamamına giden döngüyü zamanla oluşturucaktır. Elbette dönüşüm yönetimini tüm girdi ve çıktılarıyla takip etmek ve sistemi kalıcı olacak şekilde kurgulamak da bir o kadar önemlidir. Unutulmamalıdır ki bu dönüşüm dalgası ile kuruma, ülkeye ve hatta dünyaya ulaşan bir öykü yazmak sadece inanmaktan ibarettir. Sonuç olarak kişinin kendine başlayan bu yolculukta;

İkigaimizi bulmak için kendimize hangi soruları sormamız gerekir?

• Hayatta ne yapmak istiyorum?

• Beni en çok ne mutlu ediyor?

• Beni heyecanlandıran ve tutkumu arttıran şey ne?

• Gerçek yeteneğim nedir?

• Bunu ortaya çıkarmak için ne yapabilirim?

• Kendi sıkıntılarım dışında dünyayı ne zaman düşündüm?

İkigai 9 kuralı ise;

1) İlk olarak emekliliği unutun.

2) Kötü an bile olsa gülümsemeyi ihmal etmeyin.

3) Hareket etmeye sürekli devam edin.

4) Etrafınızda iyi insanlar olmasına özen gösterin.

5) Doğal yaşamı mutlaka ön plana alın. Siz de onun bir parçasısınız, bunu unutmayın.

6) Acele etmeniz gereken anlarda kendinizi yavaşlatın. Hata yapmak yerine yavaşlamak daha kazançlıdır.

7) Her zaman keyif aldığınız uğraşlarınız olsun.

8) Sabahları ne için uyandığınızın gayesi sizinle olsun.

9) Teşekkür etmeyi bilin.

Kısacası hedeflere varmak değil, doğru hedefi bulup o hedefin yolunda kalmanın mutluluk getirdiğine inanın. Mutluluğun ve en önemlisi kendimizi bulmanın, yolun kendisi olduğunu unutmayın. Hayata güzel anlamlar yüklemeye devam edin. Göreceksiniz ki; anlamlardan daha derin anlamlar çıkararak hayatınızı daha da güzelleştirebilirsiniz. Bu yolculuğun tadının çevreyi izleyerek, deneyimler kazanarak ve en önemlisi kendinizi tanıyıp sevmekle çıkacağını hep hatırlayın.


Betül Akçaöz

ÖNCEKİ YAZIÜlkemizde Finansman ve Risk Yönetiminin Üç Temel Taşı
SONRAKİ YAZIVaka Yöntemi ile Verilen Öğrenme Programları Neden Kalıcı Öğrenme Sağlıyor?